|
Öğretmenlerin sabrı 22 Temmuz’da yapılacak genel seçimleri beklemeye yetmedi. Bunun üzerine Bağımsız Eğitimciler Sendikası (BES), genel seçimlere haftalar kala Milli Eğitim Bakanlığı’nın bahçesine seçim sandığını koymak zorunda kaldı. BASK Toplu Pazarlık Sekreteri ve Bağımsız Eğitimciler Sendikası Genel Başkanı Gürkan AVCI, 9 Haziran Cumartesi günü saat 12;30’da yoğun katılımla gerçekleşen eylemde “Erken Seçim Sandığı”nda oy kullanan eğitimcilere hitaben yaptığı konuşmada şöyle söyledi;
ÖĞRETMENLERİN SÖZÜ BİTTİ,
ŞİMDİ EYLEM ZAMANI!
Türkiye’nin her köşesine ışık saçmak için, ülkemizi dünya ailesi içinde en onurlu ve müreffeh noktaya taşımak için büyük bir aşkla çalışan sevgili eğitimciler,
Ülke geleceğinin emanet edildiği çocuklarımızın üzerine titreyerek, gece gündüz demeden, yaz kış demeden, terör demeden canı pahasına çalışan fedakar öğretmenler,
Üç kuruşluk maaş karşılığında, borç harç içinde, geçim sıkıntısı içinde yoksulluk ve açlık ücreti karşılığında çalışan cefakar memur ve hizmetli arkadaşlar , İş güvencesi olmadan, geleceğe ümitle ve sevinçle bakamadan çalışan, iş sözleşmeleri haksız, yersiz, hukuksuz şekilde ve kapkaç edilerek fesh edilen, cesur ve onurlu 4/C’li Öğretmenler, Sürgün ve kıyımlara rağmen, terfi ve atamalardaki kayırmacılığa rağmen, azarlanmalara, küçümsenmelere ve her başarısızlıkta bakan tarafından günah keçisi olarak gösterilmenize rağmen azimle, inançla çalışan cumhuriyetin yılmaz bekçisi, kahraman Türk Öğretmenleri, Biz öğretmenlerin, biz eğitim çalışanlarının bilmesi gereken şudur ki; Soframızdaki bir dilim ekmeği daha almanın hesabını yapan bir hükümet var karşımızda.
Haklarımızı göz göre göre gasp eden İMF’ci bir hükümet var karşımızda.
Beceriksiz ve sakar politikalarıyla, hasmane tavırlarıyla bizleri mesleğimize küstüren bir Milli Eğitim Bakanı var karşımızda, Amerikan eğitim sistemini kopya ederek bize reform diye yutturan, Bakanlığın Avrupa Birliği uzmanları tarafından işgal edilmesine göz yuman, Milli Eğitim politikamızı yamalı bohçaya çeviren basiretsiz bir anlayış var karşımızda, Dünyada hiçbir ülkede olmayan bir çarpıklığı adeta savunmaya devam eden, öğretmenleri 5 parçaya ayırarak; Kadrolu Öğretmen, 4/B statülü Öğretmen, 4/C statülü Öğretmen, Vekil Öğretmen ve Ücretli Öğretmen uygulamasıyla; öğretmenleri böl, parçala, köle ücretiyle çalıştır ve yönet politikası güden öğretmen düşmanı bir zihniyet var karşımızda.
Fakat, küresel sermayenin çekim merkezine girmiş olan bu insafsız hükümetin karşısında da biz varız. Dik duruşlu, tok duruşlu eğitim çalışanları, aslan yürekli 4/C’li öğretmenler ve onurlu, bağımsız bir sendika var!
Her geçen gün yoksullaşan, aile sorumluluklarını bile yerine getirmekte zorlanan, vitrinlerin önünden geçmeye utanan, çocuklarını okutmakta sıkıntı çeken, atama ve yükselme yönetmelikleri ile hakkı yenilen, hakkını arayamayan, Konut Edindirme Fonundaki kesintilerinin akıbetini soramayan, iktidarların hataları ve beceriksizlikleri yüzünden toplumdaki saygınlığı giderek azalan, ülkenin gidişatından rahatsız olan, geçim kaygısına düşen, kendini işine veremeyen, işini düşünmekte bile zorlanan eğitimci arkadaşlar! Onurlu bir yaşam, saygın bir konum, iş güvencesi bizimde hakkımız! Her akşam huzur içinde evine dönmek bizimde hakkımız! O yüzden mücadele etmeliyiz, mücadelemizi yükseltmeliyiz...
Burada aramızda bulunan sözleşmeleri fesh edilmiş 4/C’li öğretmen arkadaşlarımız 60 -70 Kişilik sınıflarda öğretmenlik yapıyorlar. Çocuklarımıza bir şeyler öğretmek için adeta çırpınıyorlar. Fakat hükümet haksız bir şekilde sözleşmelerini fesh ediyor. Arkadaşlarımızın tek istediği özlük haklar, kadro, eşit statü, 6 ay çalışıp 6 işsiz bir şekilde mevsimlik işçi gibi öğretmenlik yapmadan çok sevdikleri öğretmenlik mesleğine geri dönmek.
Sözleşmeli öğretmenlik uygulamasıyla öğretmenler Milli Eğitim Bakanlığına pamuk ipliğiyle bağlanmıştır. Oysa ki öğretmenin kendisini devletine ve milletine adaması gerekirken sözleşmelilik uygulamasıyla, çalıştığı kurumunu, okulunu ve mesleğini benimseyemez duruma gelmiştir. Eğitimde “sözleşmelilik” kavramı olamaz. Zaten yozlaşan eğitim sistemimiz bu uygulamayla soysuzlaştırılmak istenmektedir. Çocuğun gelişimini gözleyemeyen, öğretmenlik aşkını tam tadamayan, yarınını göremeyen bir öğretmenlik olamaz.
175 bini aşkın öğretmen açığının bulunduğu Türkiye’de,
Derslerin bir çoğunun öğretmensizlikten dolayı boş geçtiği Türkiye’de,
16 bin 69 okulda, on binlerce birleştirilmiş sınıflarda çocuklarımızın alt alta, üst üste eğitim gördüğü bir Türkiye’de, Sınıf mevcutlarının büyük şehirlerde bile 56 olduğu Türkiye’de, 4/C’li arkadaşlarımıza niçin kadro verilmiyor? Sözleşmesi fesh edilen bu arkadaşlarımızın ve atanmayı dört gözle bekleyen on binlerce öğretmen adayının bir an önce atanmalarını istiyoruz.
Batık bankalara, soyulan kamu kurumlarına, İMF’ye, yerli ve yabancı faizcilere, rantiyecilere, şatafatlı davet, tören ve gezilere para bulmakta pekte zorlanmayan hükümetin, eğitime yeterli bütçe ayırmaması, 175 bin öğretmen açığını inatla kapatmaması, eğitim çalışanlarına yetim, öksüz muamelesi yapması tam anlamıyla siyasi bir intihardır.
Hükümet 175 bin öğretmen açığının olduğu gerçeği karşısında, kadroya alınmayı bekleyen öğretmen adaylarına kör ve şaşı bakarak ülkenin geleceğini karartmaktadır. Eğitim Çalışanlarının mesleki, özlük, ekonomik ve demokratik yığınla sorununu görmezlikten gelen, “dediğim dedik, çaldığım düdük” edasıyla hareket eden, bizleri uçan kuşa borçlu hale getiren, bizleri ek iş yapmaya mahkum eden hükümet adeta kendi mezarını kazmaktadır. Hükümet, halkın doğal temsilcileri, sözcüsü ve lideri olan öğretmenleri dışlayarak bindiği dalı kesmektedir.
Hükümetin bu uyarılarımızı ciddiye almayacağı düşüncesiyle bugün burada, Milli Eğitim Bakanlığı’nın bahçesinde “Erken Seçim Sandığı” kurmuş bulunuyoruz. Şimdi öğretmen arkadaşlarımız hükümetin eğitim politikalarına oy verecekler. Umarım hükümet sandıktan çıkan sonuçları dikkate alır. Fakat hükümet öğretmenlerini küstürmeye devam ederse uyarımız şudur ki; fizik kanunlarına göre bindiği dalı kesenin başına ne geliyorsa, hükümetin başına da o gelecektir.
__________________
Sevgiyle,
Sozlesmeliler.info
|